Madenciliğe Karşı Girişilen Linç Kampanyasına HAYIR diyelim!!!
Son zamanlarda yeniden alevlenen madencilik karşıtı söylemler ile kamuoyu malesef madencilik konusunda yanlış bilgilendirilmekte BİLGİ SAHİBİ OLMADAN FİKİR SAHİBİ olan bazı sözde aydınlarımız, sanatçılarımız! ve uzmanlarımız (gerçek aydınlarımız, sanatçılarımız ve uzmanlarımız tenzih edilir) madenciliğe karşı bir linç kampanyası yürütmektedir. Tüm madencilik camiasında çalışanları veya bu sektörden dolaylı veya dolaysız ekmeğini kazananları bu haksız ve taraflı LİNÇ KAMPANYASINA KARŞI DURMAYA ÇAĞIRIYORUM.

Madenciliğe karşı çıkmak modern yaşantıya karşı çıkmak ve TAŞ DEVRİNE geri dönmektir.
Madenciliğe karşı çıkanların günümüz modern yaşantısında kullandıkları her şeyi derhal kullanmayı bırakmaları gerekmektedir. Çünkü madencilik yapılmadığı takdirde;

Elektrik kullanamazsınız (elektrik tesisatları, aktarma direkleri, motorlar, trafolar, ampuller vs),

Bilgisayarları kullanmayı bırakmanız gerekir,

Görsel ve yazılı basın araçlarını terketmeniz ve kil tabletler üzerine yazmanız gerekir (kil için de madencilik yapmanız gerekir ama hadi neyse!). Magazinlerin basılmasında kullanılan kağıtlar, trona, kumtaşı, jipsum, kaolin, sülfür, magnezyum, klorin, sodium, titanyum, karbon, kalsiyum ve diğer bazı özel mineralleri içermektedir. Televizyon ve radyo için kullanılan metalleri ve mineralleri saymak uzun sürer,

Telefonları ve cep telefonlarını unutun (dumanla haberleşebilirsiniz mesela rüzgarsız havalarda). Telefonların yapılmasında kullanılan ana metaller bakır, demir, nikel, gümüş ve çinkodur ama bunlara ilave olarak aluminyum, altın, kurşun, paladyum, platinyum ve kalay da kullanılır,

Kullandığınız binek ve taşımacılık araçlarınını kullanamazsınız, çünkü bir otomobilin ortalama ağırlığı 1100 ile 1300 kg arasında değişmektedir ve bu otomobilin yapılmasında, her birinin farklı fonksiyonu olan 39 ayrı mineral ve metal kullanılmaktadır,

Şişe, bardak, cam, ayna, ampul ve gözlük gibi cam ve optik cihazların yapımında silika, soda, kireçtaşı, magnezyum, alumina ve borik asit kullanılmaktadır ve madencilik olmadığı takdirde bunların hiç birisini kullanamazsınız,

Uçak ve gemileri yapamazsınız,

Petrol ve kömür gibi insanın farklı amaçlarla kullandığı yakıtları üretemezsiniz, (alternatif kaynak var kullanırız diyenlere, onları da kullanamazsınız çünkü madencilik olmadan olmaz),

Tıpda yaygın olarak kullanılan platin implantları kullanamazsınız (alternatif olarak sert bir ağaç olan şimşir kullanabilirsiniz, aman dikkatli olun sözde çevreciler! buna karşı çıkacaktır),

Oturduğunuz binaları yapamazsınız ve mağaralara dönmeniz gerekir çünkü çadır yapmak için de madencilik gereklidir! Yolların ve binaların yapılmasında kullanılan kum, çakıl, demir gibi temel maddeler madencilikten gelmektedir. Bunlara ilave olarak ahşap doğramaların veya diğer kullanılan parçaların işlenmesi için madencilik ürünlerinin kullanıldığı alet, makina ve ekipman kullanılması gerekmektedir. Çimento yapılması için şist, kil, quartz, jips, demir, alumina, manganez ve kireçtaşı kullanılmaktadır ve madencilik olmazsa çimento yapamazsınız,

Şehirlerdeki altyapı (kanalizasyon, su ve elektrik) ve arıtma tesislerini yapamazsınız,

Evlerde kullandığınız kap ve kacağı atıp kilden yapılmış çanaklara dönmeniz ve tahta kaşıklar kullanmanız gerekir!

Tıpda kullanılan ameliyat aletlerini üretemediğiniz için bütün ameliyathaneleri kapatmanız gerekir,

Diş çürüklerinizi mesela kille doldurmanız gerekir çünkü dişçilikte yaygın olarak kullanılan amalgam dolguda civa ve gümüş vardır ve madencilik ürünüdür,

Ülke savunması için gereken silahları üretemezsiniz,

Kullandığınız elbiselerin, ayakkabıların üretildiği ekipman, alet ve enerji aktarma ve üretme cihazlarını kullanamayacağınız için bol miktarda incir ağacı dikip bu ağaçlardan elde edeceğiniz büyük yaprakları giysi olarak kullanmanız gerekecektir, veya taş kullanarak avladığınız hayvanların derilerini yine taş kullanarak yüzdükten sonra kullanabilirsiniz,

Her gün dişlerinizi temizlemek için kullandığınız diş macunlarında silika, kireçtaşı, aluminyum oksit ve değişik fosfat mineralleri kullanılmaktadır. Florit çürükleri azaltmak için kullanılmaktadır.

Diş macunlarının bir çoğu rutil, ilmenit ve anatase adındaki minerallerden elde edilen titanyum dioxide kullanılarak beyazlatılmaktadır. Bazı diş macunlarında ise mika kullanılmaktadır. Diş macunları yerine alternatiflerini kullanmanız gerekecektir,

Günlük yaşantınızda stres atmak ve rahatlamak için dinlediğiniz müziği yapan müzik aletlerinin hemen hemen hepsi metal veya mineralleri kullanmaktadır.

Yukarıda verilen bir kaç örneği sayfalar boyunca uzatmak ve bir kitap haline getirmek mümkündür. Madencilik modern yaşamın oluşmasını ve devamlılığını sağlayan ana sektörlerden bir tanesidir. Yukarıdakilerin farkında ve bilincinde olarak ucuz ve popüler bir takım söylemlerle insanların kafasını karıştırıp bu sektörden geçimini sağlayan insanları zor durumda bırakırken, aynı zamanda madenciliğin nimetlerinden faydalanmak en ucuz tabiriyle SAHTEKARLIKTIR. Eğer bu söylemlerin arkasında kasıt yoksa o zaman da CAHİLLİKTİR.

Madenciliğe hayır diyenlerin bu söylemlerini tekrarlamadan önce, bir on dakikalığına oturup etraflarına bakmaları ve günlük yaşantıda kullandıkları her şeyi tekrar gözden geçirmeleri ve hangilerinden vazgeçebileceklerini düşünmeleri gerekmektedir.

AMA BİZ MADENCİLİĞE KARŞI DEĞİLİZ! SİYANÜRLE ALTIN ARANMASINA KARŞIYIZ;
Siyanürle altın araması yapan firma deyimi bile madenciliğe karşı çıkan sözde aydınların ve uzmanların konuyla ilgili ne kadar bilgi sahibi olduklarını ortaya koymaktadır. ALTIN ARAMASI SIRASINDA SİYANÜR KULLANILMAZ. Siyanür altın cevherinin işlenmesi ve cevherden altın elde edilmesi sırasında kullanılan bir kimyasaldır. Bununla birlikte siyanür madencilik dışında diğer sektörlerde de oldukça yaygın kullanılan kimyasallardan bir tanesidir ama her nedense bu durum kamuoyuna anlatılmamaktadır.

Her yıl dünyada yaklaşık 1.4 milyon ton hidrojen siyanür üretilmekte ve bunun yaklaşık %18’i sodyum siyanüre dönüştürülmekte ve bunun da yaklaşık %14’ü altın, gümüş gibi kıymetli metallerin cevherden elde edilmesinde kullanılmaktadır. Geriye kalan siyanür, tekstil ve kağıt endüstrisinde, elektrokaplamada, metalurji endüstrisinde, plastiklerin üretiminde, yangına dayanıklı maddeler yapımında, kozmetik endüstrisinde, boyalarda, fleksiglas yapımında, fotoğraf geliştirici kimyasallarda, böcek ve kemirgen ilaçlarında, roket iticilerinde, yol ve sofra tuzu üretiminde, organik ve inorganik bir çok kimyasalın (nitriller, karboksil asitler, amidler, esterler ve aminler vs) üretiminde, patlayıcıların üretiminde, sabun ve gübre yapımında ve kuyumculukta kullanılmaktadır. Siyanür indigo mavi boyaların üretiminde kullanılan kimyasallardan bir tanesidir. Ayrıca anti-kanser prepatlarda ve diğer bazı ilaçlarda da kullanılmaktadır. Bunlara ilave olarak siyanürün en yaygın kullanıldığı endüstri, yaklaşık % 40 gibi bir oranla naylon endüstrisidir. Evet bu naylon günlük yaşantımızın ayrılmaz parçası olan o naylon. Ama dedik ya bunlar önemli değil! Varsa yoksa siyanürlü altın arama.

Yukarıdaki bu bilgiler kamuoyundan saklanırken her nasılsa Türkiye’de kullanılan toplam siyanürün düşük bir miktarını oluşturan ve madencilikte kullanılan (ALTIN ARAMA SIRASINDA!) siyanür konusunda fırtınalar kopartılmaktadır. Madencilikte kullanılan siyanürün neler yapabileceği ballandıra ballandıra, adeta korku filmi anlatır gibi anlatılıp, 6 dünyayı yok edeceği söylenirken, nedense diğer sektörlerde kullanılan siyanür konusunda konuşmak ve bu büyük tehlike! konusunda insanları bilgilendirmek uzmanlarımızın aklına gelmemektedir! Neden acaba?

İnsanların aklını çelmeye ve madenciliğe karşı kamuoyu oluşturmaya çalışarak bu sektörden geçimini sağlayan onbinlerce insanı zor durumda bırakmaya ve bu çalışanları çevre katili olarak göstermeye hiç kimsenin hakkı yoktur.

AMA BİZ YABANCI SERMAYEYE KARŞIYIZ!!
Son zamanlarda televizyon kanallarında boy gösteren ve her fırsatta madencilik aleyhine yapılan her panele katılan ve madencilik ve madencilikte faaliyet gösteren şirketlerin aleyhine konuşan bir uzmanımız! ACABA SAHİBİ OLDUĞU FİRMA ARACILIĞI İLE BU ŞİRKETLERDEN BAZILARINA İŞ YAPTIĞINI NİÇİN SÖYLEMEMEKTEDİR ve bu ÖNEMSİZ BİLGİYİ kendisini dinleyen insanlardan saklamaktadır? Acaba bu uzmanımıza hiç kimse şu soruyu sormuş mudur: Sanırım anladım, madencilik ve maden firmaları anlattığınıza göre çok kötü ama siz bu firmalara niçin iş yaptınız sayın uzman!? Sormamıştır çünkü dedik ya bu bilgiler konuşulacak kadar önemli değil. Önemli olan onların söylemek istedikleri, çamur atıp iz bırakmaları ve diğer bir takım gerçekleri insanlardan saklayarak iki yüzlü davranmaları.

Bir taraftan binlerce insanımızın ölümünden ve sakatlanmasından sorumlu olan bölücü terörist örgütün televizyonuna çıkarak konuşmalar yapan ve öbür taraftan gavurun ekmeğini yiyen gavurun kılıcını sallar gibi milliyetçi!, çok ağır ve insanları rencide eden deyimler kullanan bir diğer uzmanımız, madencilikteki yabancı sermayeye karşı çıkarken, diğer sektörlerde faaliyet gösteren yabancı sermayeli firmalarda çalışan onbinlerce insanı da aşağıladığının ve rencide ettiğinin farkında mıdır acaba? Bu uzmanımız ve diğerleri madencilikte yabancı sermayeye karşıyız derken tüm diğer sektörlerde yer alan yabancı sermayeli şirketleri niçin göz ardı etmektedirler. Kullandığımız telefonlardan elektronik eşyalara kadar, otomobillerden bu otomobillere koyduğumuz benzine mazota kadar, kullandığımız kap kacaktan tükettiğimiz bir çok gıdaya kadar, konakladığımız otellerden aldığımız bir çok servise kadar her sektörde yabancı sermaye varken, bütün bu sektörleri bir kenara bırakıp madenciliğe saldırmak insafsızlıktır. Gavurun kılıcını insanlara sallattıran bu uzmana şunu sormak lazım; günlük yaşantınızda hangi yabancı ürünleri kullanıyorsunuz; mesela cep telefonu; mesela bilgisayar; mesela diğer elektronik eşyalar; mesela otomobil; mesela otomobile koyduğunuz benzin; mesela kalem; mesela bardak; mesela yiyecek ve içecek; mesela aldığınız hizmetler; vs vs. Eğer günlük yaşantınızda bu yabancı ürünlerden hiç birini kullanmıyorsanız siz gavurun kılıcını sallamıyorsunuz! Ama bu mümkün değil, günümüz şartlarında bu ayrımı yapmak çok zor ve hatta biz bazı ürünleri üretemiyoruz ve kullanmak zorunda kalıyoruz diyorsanız kendinizle çelişiyorsunuz ve SİZ DE GAVURUN KILICINI SALLIYORSUNUZ. Hatta bu ülkede üretilmeyen ve ülke ekonomisine hiç bir katkısı olmayan ithal ürünleri kullanıyorsanız (örneğin cep telefonu), size de GAVURUN KILICININ YAPILMASINA KATKIDA BULUNUYORSUNUZ DİYEBİLİR MİYİZ MESELA?

Evet bunlar ucuz ve spekülatif söylemler ama malesef prim yapanlar bunlar! EĞER HER ŞEY YERLİ SERMAYE OLACAKSA HEP BERABER YAPALIM ve sınırlarımızı kapatalım ve listenin en başına bizi yazın. Ama günümüz ekonomisinde bu mümkün değil, olur mu öyle şey diyorsak madenciliğe yapılan bu haksız ve insafsız söylemleri de artık bir kenara bırakalım. Bir yerli firma yabancı bir ülkede iş yaptığında sevinç çığlıkları atıp yaşasın yurt dışına açıldık diyorsak, ürettiğimiz malların ihracatından şu kadar para kazandık diyorsak bu uzmanların! söylediklerinin bir yerlerinde bir yanlışlık var. Burada bir yerlerde bir denge var ve o dengeyi bulmak zorundayız.

Bu ülkede yapılan her türlü yatırıma spekülatif söylemlerle karşı çıkan ama çözüm üretmeyen uzmanlar! Yatırım olmadığı için kalkınamayan, her gün borç batağına saplanan ve on binlerce işsizin ortalıkta gezindiği bir ülke ve bu ülkede ödenen vergilerden maaşını alan bazı sözde uzmanlar! Yatırım ve üretim olmadığı için vergi toplayamayan bir devlet bu uzmanlara 3-5 ay maaş veremeseydi ne olurdu acaba diye insanın kendi kendisine sorası geliyor?

Sayın Dr. Necip Hablemitoğlu’nu rahmetle anarken, bu değerli Cumhuriyet Tarihçisinin yazmış olduğu ve her madencinin okuması gereken ibret vesikalarından bir tanesi olan Bergama Dosyası adlı kitabının son sayfalarında yer alan kendi ifadeleri noktası ve virgülüne dokunulmadan aşağıda verilmiştir :
İşte Atatürk’ün uzun yıllar öncesine ait başka öngörüleri;

Memleketimiz ekonomik kaynakları, bütün dünyanın hırslarını çekecek verim ve servete    maliktir.

Ekonomik alanda düşünür ve konuşurken sanılmasın ki dış sermayeye karşıyız; hayır, bizim memleketimiz geniştir. Çok emek ve sermayeye ihtiyacımız vardır. Kanunlarımıza uymak şartıyla dış sermayelere gerekli olan teminatı vermeğe her zaman hazırız. Yabancı sermaye çalışmalarımıza eklensin ve bizim ile onlar için yararlı sonuçlar versin.

Memleketimizi medeniyetin gerektirdiği dereceye bir an evvel yükseltmek için, yalnız milli sermaye kafi gelmez. Haricin sermayesine ve ihtisasına da ihtiyacımız vardır. Bu noktada dar bir milliyetperverlikten çıkıyoruz, daha geniş milliyetperver oluyoruz

Benliğimize, mevcudiyetimize hiçbir zarar vermeksizin haricin sermayesi memlekete girebilir.

Kısaca ister Türk, ister yabancı sermaye, yeraltı zenginliklerimizi ulusal ekonomiye kazandıracak her yatırım, işçimizin emeğini sömürmeyecekse, çevreyi kirletmeyecekse, vergisini kaçırmayacaksa, ülke ekonomisine katkı sağlayacaksa, saygıya değerdir. Türkiye’deki altın olayına, Almanya perspektifinden olduğu kadar, Atatürk’ün perspektifinden bakmakta yarar bulunmaktadır.
(Dr. Necip Hablemitoğlu, Alman Vakıfları Bergama Dosyası, Toplumsal Dönüşüm Yayınları, Ağustos 2001, 4.Basım)


Evet yabancı sermaye konusunda Atatürk’ten daha Atatürk’çü! olan tüm aydın ve uzmanlarımıza duyurulur!!!!!

NE YANİ MADENCİLİK YAPARAK ÇEVRE KATLİAMIMI YAPALIM!
Ucuz söylem! Popüler söylem! Spekülatif söylem!
İnsanın yaptığı her faaliyetinin çevre üzerine bir etkisi vardır. Ama az ama çok. Önemli olan sürdürülebilir kalkınma prensipleri çerçevesinde tüm kaynaklarımızı kullanarak ülke ekonomisine katkıda bulunmaktır. Eğer doğal kaynakları kullanmayacaksak insan ırkını dünyadan başka bir gezegene taşıyalım. Ama bu taşındığımız gezegende doğal kaynaklar olmasın ki herkes rahat etsin!

Gerçekten madencilik bu kadar kötü ve çevreye zarar verirken diğer endüstriler ve sanayi çevreye zarar vermiyor mu? Sahi bu doğa katliamını ve çevre kirliliğini sadece madencilik mi yapıyor? Sakın yanlış anlaşılmasın, sanayileşmeye karşı değiliz! Ülkemizin sanayileşmesi, kalkınması ve gelişmiş ülkeler arasına girmesi en çok istediğimiz şeylerden bir tanesidir ve sürdürülebilir kalkınma taraftarıyız! Ama insanın sorası geliyor bu soruları!
Çevreye zarar ve doğa katliamı söz konusu ise bu potansiyel her sektörde vardır; eğer almanız gereken tedbir ve önlemleri almaz iseniz.

Çevre ve Orman Bakanlığı sayfasından alınmış bir kısa bilgi;
Su kirliliğinin en önemli etkenlerinden olan evsel ve endüstriyel atık suların arıtılması ile ilgili ülkemizdeki durum şöyledir;

Endüstriyel işletmelerde arıtma tesisine sahip işletmeler sadece %9'dur.

Arıtma tesisi bulunmayan kuruluşlardan; özel sektörün oranı %16 iken, kamu sektörünün oranı ise %84'tür.

Ülkemizde faaliyette bulunan organize sanayi bölgelerinden sadece %14'ünde arıtma tesisi bulunmaktadır.

Ülkemizdeki turistik tesislerin %81'inde arıtma tesisi bulunmamaktadır.

3215 belediyenin bulunduğu ülkemizde 141 belediyede kanalizasyon sistemi vardır, bunun da sadece 43 tanesinde arıtma tesisi bulunmaktadır. Bir başka ifade ile kanalizasyon sularının %98.67'si hiç arıtılmadan ırmaklara, göllere ve denizlere bırakılmaktadır.

Ülkemizdeki endüstri kuruluşlarının %98'inde arıtma tesisi bulunmamakta, olanların bir kısmı ise yetersiz veya çalışamaz durumdadır.

Endüstrinin ürettiği zehirli ve ağır metaller ihtiva eden atık sulara gelince; yılda 930 milyon metreküp endüstriyel atık suyun sadece %22'si arıtılmakta, %78'i ise arıtılmaksızın doğrudan göl, ırmak ve denizlere verilmektedir. http://www.cevreorman.gov.tr/su_02.htm


Evet yukarıdaki bilgiler kirlilikle ilglili tabloyu sadece su kirliliği açısından özetliyor! Ya toprak ve hava kirliliği? Bu konuları da araştırmak isteyenler araştırabilir. Bütün kıyı şeritleri talan edilirken ve ormanlar katledilirken, turizm tesisleri (bunların arasında yabancı yatırımcı yok sanırım !) bir bir dikilip bu tesislerin %81’i arıtma yapmaksızın atık sularını deşarj ederken, belediyelerimiz kanalizasyon sularının % 98.67’sini arıtmadan ırmaklara, denizlere ve göllere verirken, tüm diğer sektörlerdeki su kirliliği ile ilgili tablo yukarıda özetlenmişken Türkiye’de madenciliğe çevre katili diye saldırmak ne kadar insaflıdır? Bu sözde uzmanlarımızın ve aydınlarımızın çevreciliği sadece madenciliğe saldırmak üzerine mi kurulu? Evet sanırız öyle, çünkü prim yapan ve onları televizyonlara, panellere çıkartan, korku filmi senaryoları yazdıran konu bu gibi gözüküyor.

Madencilik faaliyetleri neticesinde çevre kirliliği yaratılmasına karşı çıkmak ve çevreci olmak hepimizin öncelikle de BİZ MADENCİLERİN bir vatandaşlık sorumluluğudur. Madencilik yapalım ve çevreyi kirletelim gibi bir düşünce hiç bir şekilde savunulamaz ve kabul edilemez. Burada esas olan sürdürülebilir kalkınma çerçevesinde, hem çevreyi korumak hem de BİLİMSEL ESASLARA dayalı modern madencilik yaparak doğal kaynaklarımızı işletmek ve faydalanmaktır. Bu mümkün müdür? Elbette mümkündür ve bunun bir çok güzel örneğini gelişmiş ülkelerde görürsünüz. İşletildikten sonra rehabilite edilmiş, doğaya yeniden kazandırılmış madencilik bölgelerini bu uzmanlarımız niçin anlatmamaktadırlar? Dedik ya bazı bilgiler önemsizdir ve halkımızdan saklanır, çünkü kahrolsun madencilik!

İstihdam ettiği her bir kişiye karşılık 4-5 kişiye ek istihdam olanağı yaratarak ekonomide katma değer yaratan, ekonomi içerisinde yer almayan bir değeri gün yüzüne çıkararak ekonomiye katan, ülke gelişimine çok ciddi katkılarda bulunan ve daha büyük katkılarının bulunması potansiyeli olan, onbinlerce insanımızın geçimini sağlayan madenciliğe ve bu sektörde çalışan ve alnının teriyle ekmek parasını kazanmaya çalışan insanlara biraz daha saygılı olunmasını istemek sanırım haksızlık olmayacaktır.

Bu sözde aydınlarımızın ve uzmanlarımızın görüş ve düşünceleri doğrultusunda eğer biz bu ülkede madencilik yapmayacağız diyorsak şu anda maden mühendisliği eğitimi veren tüm bölümlerimizi bir an önce kapatalım. Çünkü insanları yapamayacakları bir meslek için eğitmek ve bu insanların ömründen 4-5 sene çalmak kabul edilemez bir şeydir. Yok eğer madencilik yapılması gereken bir şeydir ve ülke ekonomisine ciddi katkıları vardır, istihdam yaratır, katma değer yaratır, kalkınmışlığın temelinde madencilik yer alır diyorsak o zaman biraz da doğruları konuşalım ve insanlarımıza bu doğruları anlatalım.

Emeğinin gücü ve alnının teriyle, doğrudan ve dolaylı madencilikten geçimini sağlayan tüm çalışanların (eşleri ve çocukları da dahil), bu haksız linç kampanyasına karşı durmak için,
FORUM sayfamız linkine tıklayarak görüş ve önerilerini yazmalarını rica ediyoruz. Bu görüş ve önerilerinizin ne şekilde değerlendirilmesini istiyorsanız, lütfen bu isteklerinizi de FORUM sayfamıza yazınız!

Sürdürülebilir kalkınma çerçevesinde, çevre dostu madencilik yaparak, diğer kaynakları yok etmeden yeni kaynaklar yaratmak dileğiyle saygılar.

Burhanettin Şahin
Maden Mühendisi

bilim, çevre, maden, yangın, kurtarma, çiçek, bilgisayar, fal, aşk, kontör, telefon, banka, gazete, emlak, fal, ışık, exproof, explosion, blasting, mine truck, communication, ventilation, rock, bits, delme, arıtma, ölçüm, breathing, tatil, fire, fire door, ventilation, havalandırma, kaya mekaniği, arıtma, oyun, rock, rock mechanics, patlatma, computer, flower, trees, gold, altın, hotel, otel, türkiye, antalya, izmir, ankara, mining, exploration, arama, define, science, space, futbol, fikstür, puan durumu, spor, sports, soccer, iddia, arkadaşlık, kredi, tutsat, mortgage, ev kredisi, araba kredisi, otomobil, taşıt kredisi, arama ve kurtarma, finans, banka, solunum cihazı, bant, bant ekleri, göçük, grizu, metan, gazlar, gaz, patlayıcı gaz, explosive, gaz ölçüm cihazı, açık ocak, şev açısı, bench, undergrouns, open pit, agrega, baca, bakır, nikel, demir, metal, kömür, petrol, liç, heap leach, hdpe, baret, gözlük, google, hard hat, boot, emniyet ayakkabısı, basamak, basınçlı gaz, bor, dinamit, cam, cevher zenginleştirme, cut off grade, data mine, vulcan, dekapaj, sondaj, pompa, deprem, sismik, çelik, yangın kapısı, ekskavatör, kamyon, elek, screen, mine truck, mine shovel, ateşleme, kapsül, fay, fizibilite, ferrokrom, danışmanlık, formasfon, fizibilite, galeri, gaz ölçümü, gaz pompası, göçme, göçük, hava, havalandırma, ventilation door, refuge station, refuge chamber, sığınma istasyonu, kurtarma istasyonu, infilak, iş sağlığı ve güvenliği, izabe, jeolojik kesit, kadmiyum, karbon dioksit, kasko, sigorta, araç kaskosu, saç, bakım, güzellik, bayan arkadaş, domains yahoo, domain name yahoo, domain registration, life insurance, personal injury lawyers, lasik doctors, cancer treatment, weight loss, cosmetic surgery, plastic surgery, spy sweeper, games, risk management software, auto insurance quote, laptop data recovery, vaio notebook, Structured settlements, Mesothelioma, Acne, Life Insurance, Death Insurance, Bextra, Asbestos