Maden Kurtarma-Risk Değerlendirmesi-İş Güvenliği-Çevre Yönetimi
Ekim 18, 2017, 01:28:23 ÖÖ *
Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun.

Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Duyurular: LÜTFEN BİLGİYİ TANIDIKLARIMIZLA PAYLAŞALIM!! HERKES BAZI ŞEYLERİ GÖRSÜN ARTIK BU ÜLKEDE!! ÇOĞUNLUK SESSİZ KALDIKÇA AZINLIĞIN SESİ ÇIKIYOR!!!!!
Sesimizi daha gür duyurabilmek için forum sayfamızı ziyaret eden tüm Madencilerin LİNÇ KAMPANYASINA HAYIR başlığını tıklayıp yorumlarını eklemesini bekliyoruz. LÜTFEN DUYARSIZ KALMAYALIM. BİZ HİÇ BİR SEKTÖRÜN EKMEĞİYLE OYNAMIYORUZ. BİZİM EKMEĞİMİZLE OYNANMASINA DA İZİN VERMEYELİM!!!!!!!!!
 
   Ana Sayfa   Yardım Ara Takvim Giriş Yap Kayıt  
Sayfa: 1   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Goz Boyama: Turkiye'de Yabanci Sermaye ve Madencilik  (Okunma Sayısı 5294 defa)
SelimK
Newbie
*
Offline Offline

:Ekim 08, 2015, 15:18:05 ÖS
Mesaj Sayısı: 4


« : Ocak 04, 2012, 23:04:26 ÖS »

YABANCI SERMAYE

Yabaci Sermaye Krallari: Cin ve Amerika
Cin, Amerika’dan sonra dunya’da encok yabanci sermaye ceken ulkedir. Enteresandir Cin’e akan yabanci sermayede Amerika birinci, ayni sekilde Amerika’da Cinliler birinci. Ve bu ulkeler bilindigi gibi dunyanin en guclu iki ekonomisi.  Bu iki ulkenin yabanci sermayeye karsi nasil bir politika ve yaklasim izledikleri hususunu biraz daha mercek altina alalim. Cin; hepimiz biliyoruzki kominist rejim ile yonetilmektedir. Cin, gerek ucuz-kalifiye is gucu ile ve gerekse dunyanin en kalabalik tuketime ac nufusu (ki bu tuketime her seviyede ac bir pazar demek) olma ozelligiyle her yabanci sermayenin istahini kabartan dunyadaki belkide tek ulkedir.  Durum bu iken mevcut rejim, “kapilari acin hurraaaaa” dedirtecek bir yabanci sermaye politikasi (ki Rusya, Kazakistan gibi ulkelerde boyle politikalar izlendigini zaman zaman gozlemliyoruz yada gozlemledik) izlemek yerine ulke ekonomisini ve halkinin cikarlarini on planda tutan son derece grift, sistemli bir yol haritasi cizdiler kendilerine.   Cin’de bir otomobil fabrikasi kurmak istiyorsaniz  devlet’in yada Cin  kokenli  ozel bir girisimin %50’sine ortak olma sarti hemen onunuze cikiyor.   Buna ilaveten firma organizasyonel yapisinda butun mavi yaka calisanin istisnasiz tesisin kurulacak bolgede yasayan insanlardan secilmesi sarti mevcut. Arti, beyaz yaka personel dedigimiz idari kadro ise tepeden tirnaga 1-1 mantigi ile kurulma kosulu getiriliyor; ornegin CEO seviyesinde yabanci sermaye olarak kendi adaminizi atadi iseniz mutlaka ayni sartlarda ve yetkilerde  bir de Cin’li yi is’e almaniz gerekiyor .

Cin’de yabanci yatirim ile getirilen bu kural ve sartlar sektorel farkliliklar gosterebiliyor. Ama yukarida belirttigim sermaye ve organizasyonel yapi hemen hemen  butun sektorel yatirimlarda gecerli. Ama bazi onemli  istisnalar var bu da yine ulkenin cikarlari dogrultusunda uygulaniyor. Cin enerji sektorunde yabanci sermaye yatirimina pek musade etmiyor. Ornegin Nukleer Enerji  Santrallerinin tamami bir kamu kurulusu statusundedir. Uranyum ve son zamanlarda cevreci yakit  olan Toryum madenleri  stratejik ozelliginden dolayi yuzde yuz Cin kimligi ile isletilmektedir.


Yabanci sermaye olarak bir bakir yada altin madeni kuracaksiniz diyelim ki; Cin’li ozel tesebbus ya da
devlet kurulacak ana holding firmanin %50’ne talip oluyor.  Bu yuzden Rio Tinto gibi “multi-operational” global devler bu pazardan nasibini alamiyor.  Veya bazen risk alarak (ozerk kucuk paravan maden firmalari kurarak) bu pazara girmeye calisiyorlar. Bu firmalarin her turlu faliyetleri cok yakinen denetleniyor ve takip ediliyor, soyleki Cin disinda kimliklerini gizleyerek baska bir olusumla Cinli ortaklaklarindan habersiz bi maden kurup isletmeye kalkarlar ise  cezasi cok agir olabiliyor. Bu cezalar Cin’deki mevcut  yatirimlardan men edilmekten  tutunda bir daha Cin’in sinirlarindan bile iceri girememeye kadar uzaniyor.  En son carpici orneklerden biri:  Amerikan CAT (Caterpillar) Cin’de muazzam yatirimlari var idi hepsi bunlarin %50-50 seklinde idi. Fakat CAT  Cin’deki bu yatirimlarinin sermaye yapisini kendi lehine formulize etmenin yollarini denemeye basladi. CAT devasa yatirimlarinin ulke ekonomisine katkilarina guvenerek  ve de nasil olsa alternatifim yok dusuncesiyle bir sekilde Cin’in CAT’e imtiyaz taniyacagini dusundu.  Malesef dusundugu gibi olmadi; Cin  CAT’e hic unmadigi bir anda dur; arkani don ve cik dedi.  Ve CAT butun yatirimlarini Cin’den cekmek zorunda kaldi, bunu birazda bana yar olmayan baskasina da yar olmasin edasiyla agresiv bir sekilde yapti (Cin’i zor duruma sokmak icin). Ama  CAT’in bu tutumuda (mevcut yatirimlarini tamami ile faaliyet disi birakmasi) ters tepti  soyleki  Cin misilleme olarak CAT marka butun urunlerin Ulke’ye girisine kota koydu. Hatta ihalelelerde CAT marka makina parki olanlara is verilmedi.          

Bir diger yabanci sermaye krali Amerika;
Sektor, urun her ne olursa olsun globallesmenin, buyumenin yolu Amerika’dan gecer. Ornegin  Guney Koreli Samsung’un en buyuk pazari Amerika’dir. Amerika’da tipki Cin gibi oyunun kurallarini kor iken tamami ile Amerikan ekonomisini ve ulke cikarlarini hep ust seviyede tutmustur. Amerikan piyasasina girmenin sartlari/kurallari Cin’e mukase ile  yerine gore daha agir ve grift yapiya sahip olabiliyor.  Amerika’da  bir yabanci sermaye olarak onunuze konulan uymaniz gereken sartlar/kurallar sektorel bazda cok buyuk degisiklikler gosterebiliyor. Elektronik devi Sony ‘i bir cogumuz karistiririz Amerikan’mi yoksa Japon marka mi diye. Sony bir japon markasidir fakat bu dev amarikan pazari Sony’yi adeta Amerikanlasmistir.  Sony’ye aslinda cekik gozlu bir Amerikan vatandasi yakistirmasini yapmak dogru olur sanirim . Sony’nin de Samsung gibi Amerika en buyuk pazaridir. Sony bir inovasyonunu once Amerikan pazarinda sunmak zorundadir.  Amerika patentli olmayan hicbir urun bu pazarda satilamaz, dolayisi ile butun arastirma ve gelistirme faaliyetleri Amerika’dadir.  

Amerika’da maden ve enegy sektorune yakindan bakacak olursak durum Sony’nin kostugu kulvara kiyasla derin farkliliklar gosterebilir. Sony Amerika’da yuzde yuz japon sermayeli bir tesis kurabilir.  Ama ayni sekilde yabanci sermayeye bir nukleer enerji santrali kurmayi musade etmez. Ayni sekilde bir Rus sermayesinin  Amerika’da petrol rafinerisi kurmasina kesinlikle musade vermez  ama Vodka uretim tesisine OK diyebilir. Kanada ve Amerika’da cikarilan madenlerin hepsi yuzde yuz Amerika sermayeli firmalar tarafindan cikarilmaktadir. Belki bu yoruma istisna teskil edecek birkac yabanci sermayeli maden isletmeleri   olabilir ama sadece istisna yani temel kaideyi bozmuyor. Dusunemiyorum Koza altin madenin Amerika yada Kanada’da altin madeni isletmesi olabilecegini.  

Turkiye’de durum: Istikrar?
Bu noktada mumkun oldugunca siyasetten uzak, objektif bir yorum getirmek isterim. Fakat takdir edilmelidirki tipki Cin gibi gelismekte olan bir ulke oldugumuz icin  izlenen ulke siyaseti ve rejimi arzu ettigimiz emellere ulasmaktaki yegane unsurdur. Bu anlamda ne kadar istemesemde yorumlarim siyasetin ucundan kiyisindan nasibini alacaktir.

Yukarida Cin ve Amerika’dan bahsederken bu ulkelerin yabanci sermayeyi ceken unsurlarini ozellikle vurguladim. Turkiye’de bu durum nasildir. Ulkemizin stratejik konumu, dogal zenginlikleri  vesaire gibi bir suru avantajlari oldugunu hepimiz biliyoruz. Ama Cin’de, Amerika’da da oldugu gibi yabanci sermaye son karari vermede hep tek birseye bakiyor o da : ISTIKRAR.  Bir ulke’de siyasi ve ekonomik istikrar yoksa yabanci sermayeyi cezbetmek icin sunulan diger avantajlar hicbirsey ifade etmiyor. Ulkemiz  son on yilda  inkar edilemez  siyasi ve ekonomik istikrar yakaladi. Su anki iktidar doneminde  Turkiye’ye ciddi oranlarda yabanci sermaye girmistir ve bu katlayarak devam edebilir  istikrari saglamaktaki kararliligimiz devam ettigi surece.

Dikkat Afrikalasabiliriz?
Fakat beni endiselendiren bir durum soz konusu o da; Yabanci Sermaye’nin tabi olacagi, ulke ekonomisine ve halkina maksimum katkiyi saglayacak sektorel bazda grift ve saglikli kural ve sartlarin olmayisi.
Maden ve Enerji’den ornek vermek gerekirse: Mersin’de bir nukleer enerji santrali kurma ve isletme yetkisinin yuzde yuz Rusya’ya verilmesini Ulkemiz cikarlari ve menfaatleri acisindan cok sakincali buluyorum. Ayrica yeralti kaynaklarimizin yuzde yuz oranlarda yabanci sermaye tarafindan isletilmesini yine son derece sakincali buluyorum.

Maden Muhendisi Burhanettin Sahin’in bu anlamda yorumlarina katilmiyorum soyleki madencilikte yabanci sermaye sadece bir istihdam kapisi olarak algilanmamali. Kaldiki bu konuda da sinifta kaliyoruz. Hepimiz biliyoruzki  yabanci sermayeli maden kuruluslarinda tepe yoneticilerin cogu yabanci sermayenin kendi adamidir.  Ozetle; ulkemizin Yabanci Sermayenin Turkiye’e girisi ve surdurulebiliriligi kural ve sartlarini ulke cikarlari ve menfaatleri dogrultusunda cok suratli bir sekilde gozden gecirmesi gerekir. Sektorel olarak Maden ve Enerji kritik bir onem arz etmektedir. Burhanettin Sahin’in dile getirdigi medya ve cevre kuruluslarinin tepkileri bence daha cok yabanci sermayeye karsi olan comertligimiz ile ilintili.

Mogolistan bile komsusu Cin’den aldigi ilhamla ulkesindeki zengin maden yataklarinin kapisini yabanci sermayeye cok dikkatli ve tedbirli bir sekilde aciyor.  Mogolistan’da dunyanin enbuyuk bakir, altin ve gumus  maden projesi olan Oyu Tolgoi’nun ortaklik yapisina bir bakalim:
-   Rio Tinto %33
-    Ivanhoe %33
-    Mogolistan devleti  %33
Mogolistan’in Oyu Tolgoi’deki %33’luk hissesi ulke gayri safi milli gelirinin yaklasik %60’ni teskil edecek.  Mogolistan bununlada yetinmiyor ve  daha fazlasini hak ettigini dusunup komsusu Cin’in stratejisi gibi bu dev projede payini %50 yapmanin yollarini ariyor.  Oyu Tolgoi projesinin ulke icerisinde sagladigi genis spektrumlu istihdam ve  ulke icinde tutulmasi sart kosulan bircok taseronluk hizmetleride ulke ekonomisine olan ilave katkilardir.

Peki biz de nasil bu durum; Turkiye’de yabanci sermayeli bir maden firmasina hatta cemberi daha da genisletelim cesitli sektorlerdeki yabanci sermayelerin durumuna bir goz atalim. Asagida gelisi guzel cesitli sektorlerden goze carpan ulkemizdeki yabanci sermaye yatirimlarini listeledim:
 
-  Renault
-  Ford
-  Bosh
- Vodafone
- Avea
- Inmet
- Alderado
- Toyota
- Mersin/ Akkuyu NPP (Nucleer Power Plant)

Bu firmalara bir bakalim simdi:

Sizce bunlarin hangisinin yonetim kurulunda  bir tane TC vatandasi var? bildigim kadari ile hic birinde.

Sermaye (ortaklik)yapilari  nasil? Bir cogu %100 yabanci sermayedir, bazi istisnalar haric. Buradaki istisna soyledir; Gucunu ve becerisini kullanan bazi ozel tesebbusler kendi cabalari ile hisselerini %20 ila 50 arasinda tutmayi basarabilmislerdir. Ornegin Renault  %50 – Oyak; %50-Fransa-Renault’dur. Burada’da bir trik var oda sudur. Bir araba diyelimki Bursa Renault tesislerinde $5,000’a mal ediliyor. Bursa Renault tesisi bunu $6,000’a Fransa –Renault’a fatura ediyor. Oyak’in kasasina yani Turkiye’ye giren para 500$ oluyor.  Oysa Fransa Renault Bursa’da uretilen bu araci 10,000$’dan avrupa piyasasinda tamami ile kendi insiyatifinde satiyor. Boylelikle Fransa Renault’un kasasina net 4,500$ dolar giriyor.  Bu hemen hemen butun yabaci sermayeli yatirimlarda boyledir. Isin ozeti Turkiye urettigi bir otomobilin satisindan elde edilen kar’dan hicbir pay alamiyor. Oysa bu markalar Cin’de ve Amerika’da adeta Turkiye’deki rollerini tersine bir pozisyon aliyor. Cin ve Amerika’nin boyle bir yaptirim gucunun olmasi belki de dunyanin enbuyuk pazari olmalarindan ileri geliyor. Bu darbogazdan kurtulmanin yolu Basbakanimiz, Sayin Recep Tayyip Erdogan’in onerdigi gibi  marka olmaktan yada mevcut bir markayi satinalmaktan gecer. Markanin sahibi olmak demek o markaya ait pazarada sahipsiniz demektir.  “Turkiye  markalasma’da nerededir” baslikli makalemde bu konuyu ayrica irdelemeye calisacagim. Bu makalemde ayrica son derece buyuk  onem arz eden Madencilik ve Enerji sektorunde markalasmaya degisik bir bakis acisi getirmeye calisacagim. Keza basbakanimizin her firsatta vurguladigi gibi 2023 hedeflerimize ulasmak icin ve paralelinde bolgemizin ve dunyanin global aktorlerinden biri olmanin yolu maden ve enerjideki stratejimizden gecer.  

Bir Japonya hicbir kaynagi olmadan bir super guc olabiliyorken yeralti kaynaklari zengini Afrika kitasinda bircok ulke
fakirlik ve yoksullukla bogusuyor
. Sonucta kaderimiz kendi ellerimizde. Gecte olsa Turkiye son on yilda cok ciddi bir ivme kazandi. Ileride olasi olusabilecek  olumsuzluklara ragmen Turkiye’nin bu istikrarli adimlarla ilerlemesi devap edecegine cogumuzun  inanci sonsuz.  
 
« Son Düzenleme: Ocak 07, 2012, 04:30:06 ÖÖ Gönderen: SelimK » Logged
Sayfa: 1   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

MySQL ile Güçlendirildi PHP ile Güçlendirildi Powered by SMF 1.1.13 | SMF © 2006, Simple Machines LLC XHTML 1.0 Geçerli! CSS Geçerli!
Bu Sayfa 0.116 Saniyede 29 Sorgu ile Oluşturuldu